Türkiye’de enflasyon, kontrol altına alınamayarak rekor seviyelerde ilerlemeye devam ediyor. DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında enflasyon oranında birinci sırada olduğunu belirten bir rapor yayınladı.
TÜİK, Şubat 2025 Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerine göre yıllık enflasyonu %39,05 olarak açıkladı. Ancak 12 aylık ortalama enflasyon %53,8’e ulaşarak, vatandaşları, özellikle de dar gelirlileri, oldukça zorluyor. TÜİK’in madde fiyat listesini açıklamaması ise verilerin güvenilirliği konusundaki endişeleri arttırıyor.
Uluslararası karşılaştırmalara bakıldığında Türkiye, enflasyon konusunda zirvedeki yerini koruyor. DİSK-AR raporuna göre, Türkiye’de bir ayda yaşanan enflasyon, 14 OECD ülkesinin bir yılda yaşadığı enflasyonu aşıyor. TÜİK’in Şubat 2025 verilerine göre yıllık enflasyon %39,05 iken, 12 aylık ortalama %53,8 gibi kaygı verici bir orana yükseldi.
Enflasyonun yükü, dar gelirli vatandaşlar üzerinde daha ağır hissediliyor. En düşük gelir grubundakiler, toplam gelirin yalnızca %6,3’ünü alırken, harcamalarının %36,6’sını gıdaya ayırmak zorunda kalıyor. En yüksek gelir grubundakiler ise toplam gelirin %48,1’ini alırken, gıdaya sadece %14,5 harcıyor. Bu durum, düşük gelirli ailelerin geçim sıkıntısını daha da derinleştiriyor.
TÜİK, Haziran 2022’den beri madde fiyat listesini paylaşmıyor. Bu durum, resmi enflasyon rakamları ile vatandaşların hissettiği enflasyon arasındaki farkın artmasına neden oluyor. DİSK’in açtığı ve kazandığı davaya rağmen TÜİK’in yargı kararına uymaması, ekonomik verilerin şeffaflığı konusunda ciddi şüpheler uyandırıyor.
Şubat 2025 döneminde en yüksek fiyat artışı %94,90 ile eğitimde görüldü. Bunu %70,81 ile konut harcamaları izledi. Lokanta ve otellerde fiyatlar %45,90, gıda ve alkolsüz içeceklerde ise %35,11 arttı.
Resmi veriler bile Türkiye’nin enflasyonda zirvede olduğunu gösteriyor ve ekonomik krizin vahametini ortaya koyuyor. Türkiye, dünyanın en yüksek enflasyon oranına sahip ülkelerinden biri ve OECD ülkeleri arasında da bu konuda lider. Ekonomik göstergelerin kötüleşmesi ve alım gücünün düşmesi, hükümetin enflasyonla mücadele politikalarının etkisiz kaldığı yönündeki eleştirileri yoğunlaştırıyor.