**Suriye Stratejimizin Sonuçları**
Suriye konusu tartışıldığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Emevi Camii’nde kılınacak Cuma namazı” sözü ve eski Başbakan Davutoğlu’nun “Stratejik Derinlik” kitabındaki Türkiye’ye biçilen rol hatırlanır. Bu strateji özetle şöyleydi:
Türkiye, tarihi arka planının siyasi ve kültürel mirasçısıdır. Tarihsel coğrafi havzaların şekillendirilmesinde rol oynamalı ve NATO, AB gibi uluslararası örgütleri kullanarak söz sahibi olmalıdır.
Suriye politikası toplantılarında görev almış emekli Tümgeneral Rafet Kılıç, “Uluslararası ilişkilerde stratejik hataların bedeli çok ağırdır” diyor.
Kılıç, Suriye Savaşı’nın kaybedenleri arasında Türkiye’nin de yer aldığını vurguluyor:
Türkiye, terör örgütü HTŞ’nin Şam’a gitmesine ve Suriye’nin paramparça edilmesine olanak sağlayarak stratejik planlamalarına yardımcı oldu. Suriye’nin kaybedilmesinden sonra en büyük zararı Türkiye gördü. Kazananlar arasında ise İsrail, ABD, PKK/PYD ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi yer alıyor.
Kılıç, Suriye’nin komşusu haline gelen İsrail’in yayılmacılığına ve “Büyük Kürdistan” devleti kurma girişimlerine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin Hatay sınırında “Yeni Peşaver” olarak adlandırılan büyük bir mülteci topluluğu var. Kılıç, stratejik hataların operatif veya taktik dokunuşlarla düzeltilemeyeceğini belirtiyor.
**En Az Zararla Nasıl Çıkılır?**
Kılıç, Türkiye’nin Suriye’de kalan bölgelerden PKK/PYD’yi temizlemesi, ABD’ye rağmen gerekirse bu hedefe ulaşması, Süleyman Şah Türbesi’ni geri alması gerektiğini vurguluyor.
Geçici koruma altındaki Suriyelilerin ülkelerine dönmesi için gönüllülük ve zorunlu dönüş programları uygulanmalı. Sınır takviyesi yapılmalı ve yeni bir göç dalgasına izin verilmemeli.
İdlib’deki HTŞ’ye karşı önlemler alınarak terör yuvası haline gelmesi engellenmeli.
Kılıç, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde PKK/YPG’ye destek vermesine karşı uyarıyor ve Türkiye’nin “Tıkayın kulağınızı. Suriye’nin Kuzeyinde PKK/YPG’nin terör devleti kurmasına müsaade etmeyin” demesi gerektiğini söylüyor.