Bilim insanlarının Kıyamet Saati’ni yok oluşa 89 saniye kala olarak güncellediği bir dönemde, askeri uyarılar ile Papa Leo’nun İznik’ten verdiği “hazır olun” mesajının kesişmesi, küresel domino etkisinin an meselesi olduğunu mu gösteriyor.
Bu tehlike çanlarının merkezinde iki büyük fay hattı yatıyor: Çin’in Tayvan’a yapacağı o kaçınılmaz, ani hamle ve Doğu Avrupa’da Rusya-NATO geriliminin kontrolden çıkışı. Dünyaca düşünce kuruluşları, “Savaş kesin!” diye ifade etmiyor ancak masadaki rakamlar, tüm insanlığın uykularını kaçıracak cinsten:
Nükleer silah kullanımı: %48
Uzay savaşı riski: %45
Bu tablo, bir panik çığlığı değil, politika yapıcılara gönderilmiş acil bir “hazırlık çağrısı” belgesidir.
RAND Corporation adlı ABD’li düşünce kuruluşunun Kasım 2025 tarihli, Beyaz Saray’ın masasına konulan raporu, Çin’in Tayvan’a yönelik bir işgal senaryosu için en kritik pencereyi 2026-2027 olarak gösteriyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Halk Kurtuluş Ordusu’na (PLA) verdiği “2027’ye hazır olun” talimatı (PLA’nın 100. kuruluş yılı), siyasi ve sembolik bir zaferin tarihsel hedefi haline gelmiş durumda.
Simülasyonlar, ABD’nin bu çatışmada ödeyeceği korkunç bedeli gözler önüne seriyor:
ABD ilk 72 saatte 10 bin asker kaybedebilir.
Konvansiyonel cephane stokları 8-10 günde tükenecek.
ABD’nin uzun menzilli vuruş kabiliyetinin, nükleer eşiği aşmadan yeniden tasarlanması şart.
RAND’e göre, gerekli adımlar atılmazsa ABD için sonuç, sadece bir yenilgi değil, “stratejik felaket” olacaktır. Zira bu, ABD’nin Pasifik’teki 80 yıllık hâkimiyetinin tabutuna çakılacak son çivi anlamına gelir.
Washington merkezli bağımsız bir düşünce kuruluşu Atlantic Council Ekim 2025’te 350’den fazla general, diplomat ve istihbaratçının katılımıyla yapılan ankette, uzmanların yüzde 40’ının 2035’e kadar büyük bir dünya savaşı beklediğini ortaya koydu.
Ortaya çıkan anket sonuçları, dünyanın ne kadar kör bir noktaya ilerlediğini gösteriyor:
Çin’in Tayvan harekâtı ihtimali: %65
Rusya-NATO çatışma riski: %69
Nükleer silah kullanma olasılığı: %48
Ukrayna ve Gazze krizlerinin yarattığı “çok kutuplu kaos”, küresel gerilimleri yepyeni bir boyuta taşıdı. Atlantic Council’ın adlı düşünce kuruluşu savaş çıkma ihtimaline karşı ABD’yi şu sözlerle uyardı: “Bu bölgesel kırılmaların birbirini tetikleyen bir domino etkisi yaratması an meselesi.”
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (Center for Strategic and International Studies), yürüttüğü 24’ten fazla Tayvan savaşı simülasyonunda, ABD-Japonya-Tayvan ittifakının Çin’i püskürtebileceği sonucuna vardı.
Ancak bu zafer, Pyrrhic (Pirus) Zaferi, yani kazananın kaybının, yenileninkinden farksız olduğu türden olacaktır:
ABD 2 uçak gemisi, 20’den fazla destroyer ve 900 savaş uçağı kaybediyor.
Çin donanmasının ise %90’ı imha oluyor.
Tayvan, deniz blokajı altında enerjisinin %80’ini kaybediyor.
ABD’li düşünce kuruluşu CSIS : “Kazanmak yetmez, caydırmak şart.” Çünkü masadaki maliyet, hiçbir ulusun altından kalkamayacağı kadar ağır. Caydırıcılık başarısız olursa, diplomatik bir “geri dönüş yolu” (off-ramp) bulmak, nükleer baskı altında imkansız hale gelecektir diyor.
ABD Savaş Bakanlığı eski adıyla Pentagon’un raporları, Xi Jinping’in “2027’ye hazır olun” emrinin altını çizerek, bu tarihin Çin lideri için sembolik bir “tarihsel misyon” olduğunu vurguluyor. Her ne kadar PLA içindeki yolsuzluklar (15’ten fazla generalin tutuklanması) hazırlıkları geciktirse de, hedef değişmiş değil.
US Naval Institute (USNI), yani Amerikan Denizcilik Enstitüsü’ne göre, Çin’in Tayvan’ı kısa ve keskin bir işgalle alması zor görünüyor ancak Tayvan’ı diz çöktürmek için ekonomik blokaj seçeneği masada en olası hamledir.
Kasım 2025 sayısında, National Security Journal adıyla bilinen güvenlik, savunma ve uluslararası ilişkiler konularında yazılar yayımlayan bağımsız bir platformda ise 2026 yılında küresel savaşı tetikleme potansiyeli taşıyan beş kritik bölgeyi listeledi. Bunlar, tek bir kıvılcımla tüm dünyayı ateşe verebilecek noktalar:
Rusya-NATO (Doğu Avrupa)
Tayvan Boğazı
İran-İsrail (Nükleer savaş)
Kore Yarımadası
Güney Çin Denizi
Raporun en çarpıcı ve soğuk tespiti şudur: “Tek bir hata, kuşakların kaderini değiştirebilir.”
Askeri ve siyasi gerilimin zirve yaptığı 2025’in son günlerinde, Vatikan’dan gelen uyarı, jeopolitik analizlerin ötesinde bir anlam taşıdı. Papa 14. Leo’nun, 1700 yıl sonra ilk kez bir Papa’nın ayak bastığı İznik’te düzenlediği ayin, tüm dünyayı sarsan bir kehanet olarak algılandı.
Gölün suları altında kalmış Aziz Neophytos Bazilikası’nın kalıntıları önünde yapılan ayinde, Papa’nın tam üç gün boyunca aynı İncil ayetini tekrarlatması, sıradan bir litürjik tercih değildi:
“Hırsız hangi saatte geleceğini bilseydi, hazır olurdu. Siz de hazır olun. İnsanoğlu beklemediğiniz anda gelecektir.” (Luka 12:39-41)
Teologlara göre bu ayet, apokaliptik bir uyarıya işaret ediyor: Bir düzenin aniden yıkılması, küresel bir kriz anının gelmesi. Üç günlük tekrar ise, Hristiyan sembolizminde İsa’nın dirilişini, yani eski düzenin ölümü ve yenisinin doğuşunu simgeliyor.
Papa Leo’nun mesajı, askeri raporlarla kesiştiği noktada dramatik bir anlam kazanıyor: Yeni dönem başlıyor. Saat işliyor. Bu, sadece bir iman çağrısı değil dünya düzeninin, en çok beklendiği anda değil, tam da en hazır olunmadığı anda sarsılacağına dair jeopolitik bir sinyaldir.
Bütün bu küresel risk raporları ve dini uyarılar arasında, bilim insanlarının saatleri de tarihinin en tehlikeli anını gösteriyor. Bulletin of the Atomic Scientists tarafından duyurulan Kıyamet Saati, 2025’te insanlığın yok oluşuna 89 saniye kala güncellendi. Yani küresel nükleer bir savaşta dünya yok olabilir. Bu, tarihteki en kritik seviyedir.
Hiçbir stratejik kurum, 2026-2027 için “savaş kesin” demiyor. Ancak uzmanlar, bu iki yılın Soğuk Savaş sonrası en riskli dönem olacağı konusunda hemfikir.
Diplomasi, caydırıcılık ve kontrol mekanizmaları bugün her zamankinden daha hayati. Papa’nın İznik’ten verdiği “hazır olun” mesajı ile askeri strateji raporlarının kesiştiği nokta ise su: Dünya, sadece politik bir gerilimin değil, tarihsel bir eşik ateşinin üstünde.
Sizce bu domino taşları birer birer düşecek mi, yoksa diplomasi son anda masayı kurtaracak mı?
(RAND, Atlantic Council, CSIS, Pentagon, USNI, Bulletin kaynaklarından derlenmiştir.)
Bu haberin tüm hakları saklıdır. Izin alınmadan kaynak gösterilse bile kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.